GÜNEŞ IŞINLARI VE KORUNMA

GÜNEŞ VE KORUNMAK HAKKINDA- ANTALYA FACE DERGİSİ AĞUSTOS 2013-SAYFA 152

GÜNEŞ IŞINLARI VE KORUNMA

GÜNEŞ IŞINLARI VE KORUNMA

Güneş ışınları, geniş bir elektronmanyetik enerji spektrumuna sahiptir. Bunlar kozmik ışınlardan başlayıp gamma X morötesi (Ultraviolet), görünen ışık, kızılötesi (İnfrared) ve radyo ışınlarına dek oluşan küçükten büyüğe değişen dalga boylarındaki ışınlardır. Ancak bizi ilgilendiren ışın dilimi görünen, ultraviyolet (UVR) ve infrared ışınlarıdır. Çünkü cildimizdeki istenmeyen etkilerden sorumlu olan bu spektrumdur.

Dünya yüzeyinde (deniz seviyesinde) güneş ışığı 290-3000 nm dalga boylarındaki ışınımlardan oluşur. Normal insan derisindeki etkili olan ve bazı deri hastalıklarına neden olan ışınım ise 290-400 nm dalga boyundaki ultraviyolet ışını ve bazen de 400-760 nm dalga boylarındaki görünen ışınımdır. 290 nm den daha kısa dalga boyundaki ışınımlar, ozon tabakası ve stratosferdeki moleküler oksijen tarafından selektif olarak absorbe edildiği için deniz seviyesine ulaşamaz. Kronik güneş harabiyetinin gelişiminden dalga boyuna göre değişen ışınlar sorumludur. Solar spektrumun görünen ışınlardan oluşan kesiminin deriye zararlı etkileri yok sayılır. Ancak lazer sistemleri içinde verildiğinde deriye sakıncalı etkilerde bulunabilir, bazı hastalıkların gelişiminde rol oynayabilir.

Dünya Yüzeyine Ulaşan Güneş Işınları:

1. UV Işınları (290-400 nm): 3’e ayrılır

-UVA ışınları deride birikmiş melaninin koyu renk almasını sağlar.

-UVB derinin erken yaşlanmasını ve güneş yanığını gerçekleştirir. Melanositleri uyararak melonazomların daha çabuk yapılmasını ve sonuçta derinin bronzlaşmasını kolaylaştırır.

-UVC ışınları atmosferdeki ozon tabakası tarafından absorbe edilerek yeryüzüne ulaşamazlar. Bu ışınlar bakterisit olup, güneş yanığına neden olurlar.Ameliyathanelerde sterilizasyon maksadıyla kullanılır.

2. Görünür ışık (400-760 nm): Gözle görülebilen ışınlardır, retinayı uyarırlar.

3. İnfrared ışını (760 nm den daha uzun dalga boyları): Sıcaklık şeklinde algılanır.

Güneş Işınlarının Deri Altına Emilimi: Derinin görevlerinden biri de absorbsiyon görevidir. Her türlü maddeyi yeteri kadar deri altı dokularına kadar indirebilme yeteneği olmamasına karşın güneş ışınlarının dalga boylarına ve geliş açılarına göre deri altına emilimi gerçekleşmektedir.bundan dolayı UVA ve UVB ışınlarının deri altına emilimini önleyebilmek için deri bazı doğal savunma mekanizmaları geliştirmektedir.Bunlar ; bronzlaşma, St. Corneum tabakasının kalınlaşması ve hücre yenileme süreci olarak ifade edilebilir. Daha detaylı ifade etmek gerekir ise güneş ışınlarının deri altına tamamının emilimini gerçekleştirmemek ve zaralı tüm etkilerden etkilenmesini önlemek için derinin doğal bir savunma mekanizması vardır. Bunlar;

1-Saçlı deride saçlar

2-Deri yüzeyinde lipitler

3-Terde urosonik asit sekrasyonu

4-Stratum corneum

5-Beta karoten (Serbest radikal temizleyici)

6-Antioksidan enzimler

7-DNA tamir sistemi

Tüm bunlara rağmen derinin emilim görevinden ve güneş ışınlarının yoğun etkilerinden dolayı vücudun doğal koruyucu etkileri yeterli gelmeyebilir. Böylece epidermis ve dermise kadar etkili olan güneş ışınları tehlikeli tahribatlara yol açmaktadır.

Güneş ışınları vücutta damar genişlemesi, kan hacminin artması ve cildin kızarması gibi deri değişimlerine yol açmaktadır. Kızarıklık cildin güneş ışınlarına karşı tepkisidir. Yanma ise güneş ışınlarının epidermis tabakalarını veya dermisi etkileyerek ışınların etkisine karşı cildin kendini koruyamamasıdır.

Güneş ışınlarının bu zararlı etkileri ve derinin bu etkilerden yoğun olarak etkilenmesinden dolayı güneş koruyucu preparatlar kullanılmalıdır. Güneş preparatları zararlı UV ışınlarını apsorplayarak ve uzun dalga boylu ışınları geçirip pigment oluşmasını sağlayarak etki ederler. Koruyucular güneşin zararlı ışınlarını emerek cildin zarar görmesini engeller. UVA ve UVB ışınlarını engelleyici koruyucular kullanmak gerekir. Bu koruyucular özellikle yüzde oluşabilecek kızarıklıklar ve güneş yanıklarından cildi koruma amaçlıdır.

Kozmetiklerde kullanılan etkin maddelerin sistematik dolaşımına geçmeden sadece deri yüzeyinde ve tabakalarında etki göstermeleri istenmesine rağmen güneşten koruyucu ve bronzlaştırıcı ürünlerin çok geniş vücut alanına tekrarlanan dozlarda ve genellikle sıcaklık ile nem faktörlerinin de bulunduğu ortamlarda uygulanmaları, bunların deri den absorpsiyonlarını artırıcı faktörlerdir. Formülasyon parametreleri de absorbsiyonu artırma yönünde ise önemli miktarda etkin maddenin kana karışması kaçınılmaz bir sonuçtur.

Birçok güneşten koruyucu en fazla 290 ile 320 nm dalga boyundaki UVB ışınlarını absorbe eder. Bu maddelerden yalnızca benzophenon ve anthranilat 320-400 nm dalga boyundaki UVA ışınlarını daha fazla emerler.

GÜNEŞ IŞINLARININ ETKİSİ:

Güneş ışınları ve yapay ışık kaynaklarından elde edilen UV ışınlarının insan ve insan derisi için birçok faydaları ve zararları vardır. Fotosentez, görme duyusu, vitamin D sentezi, patojenlerin yok edilmesi, sağlıklı bir bronzlaşma sonucu derideki melaninin koruma fonksiyonu, insan psikolojisine olumlu etkisi, psoriasis ve diğer deri hastalıklarının fototerapi ve fotokemoterapisi yararlı etkileridir. Ancak yaşam için vazgeçilmez olan bu ışının fazlası fotoprotektif mekanizmaları zayıf kişiler için oldukça zararlıdır. İnsan sağlığı açısından belli başlı zararlı güneş yanığı deri kanseri oluşumu ışığa bağlı deri yaşlanmasıdır. UV ışınlarının zararlı etkileri UV’ye maruz kalma süresine ve sıklığına, güneş ışınlarının yoğunluğuna, genetik olarak belirlenen deri rengine bağlıdır. Yani güneş ışınlarını tolere edebilme yeteneği derideki melanin miktarına, kişinin genetik yapısına ve güneş ışınını takiben melanin yapma özelliğine, yani bronzlaşma şekline bağlıdır.

Ozon tabakasının delinmesi ve kutup bölgesindeki deliklerin bulunması zamanından önce yaşlanma, kırışıklıklar ve deri kanserine yol açabileceği düşüncesi nedeni ile güneşte bronzlaşmaya karşı tepki oluşturmaktadır. Bu yüzden makyaj malzemeleri, losyonlar ve hatta saç preparatları formüllerine güneşten koruyucu maddeler konulmaktadır. Güneş preparatı kullanırken dikkat edilecek bir husus yaşlılarda görülebilecek D vitamini kaybıdır. Bu durumda kemikte görülen kayıpta artar. Güneş preparatı kullanan yaşlılara D vitamini takviyesi yapılmalıdır. Doktorlar ileride bazal hücre karsinomuna sebep olabildiği için, özellikle küçük çocukların güneşten korunmasının çok önemli olduğundan söz etmektedir. Çocukların güneş ışığı altındayken burun, yanak ve kulak üstlerine çinko oksit içeren ürünler sürülmesi önerilmektedir.

Güneş ışınları dalga boylarına göre dünya yüzeyine gelişleri ve etkileri değişmektedir. Buna göre UVA, UVB, UVC, görünür ışık, infrared ışını olarak gruplandırılabilir.

UVA: 320-400 nm dalga boylarındaki UV ışınlarından oluşur. Reaksiyonun şiddeti deride önceden mevcut olan melanin pigmenti miktarına ve UVA ışının dozuna bağlıdır.UVA güneş yanığı oluşturabilmesine karşın eriten veya güneş yanığı oluşturma kapasitesi UVB’ye göre 600 ile 1000 kat daha düşüktür. UVA’ya bağlı eriten ışınıma maruz kaldıktan hemen sonra ortaya çıkar. Yoğunluğu 10-12 saat sonra optimal düzeydedir ve kızarıklık 24 saat kadar devam edebilir.

UVB: 290-320 nm arasındadır. Yüksek rakımlarda deniz seviyesinden %20 kadar daha fazladır. Güneş yanığı ışınımı, mid-UVR veya eriten bandı adıda verilmektedir. Güneş yanığından asıl sorumlu olan banttır. Camdan geçemez. Aynı zamanda deride melanin pigment sentezini harekete geçiren etkili bir banttır. Deri kanserine yol açabilir.

UVC: Bu ışınlar yeryüzüne statosferdeki moleküler oksijen ve ozon tabakası tarafından absorbe edilerek ulaşamadığı için eskiden fazla ilgi çekmiyordu. Ancak ozon tabakasının delinmesi ile önem kazanmıştır. Yapay kaynaklardan yayılan UVC normal deride eriten dozu 25 cm mesafede 30 sn.dir. Eritenden sonra çok az veya hiç pigmentasyon oluştumaz ağır yanıklar görülmez.

Görünür Işın: 400-600 nm normal kişiler için genellikle zararsızdır. Ancak belli kimyasal maddelerin (porfirinler, boyalar gibi) etkisiyle fotosensitizasyona neden olarak deriye zarar verebilir.

İnfrared Işını (Kızılötesi): Düşük dozlarda zararsız ancak yüksek dozlarda termal yanıklara ve protein denatürasyonuna neden olabilir. Ayrıca UV ışınlarının zararlı etkilerini artırabilir. Deri rengi açık olan sağlıklı ve normal bir kişi için infrared ışınlarının; akut etkileri (güneş yanığı) deri kırışıklıkları deri yaşlanması epidermiste düzensiz kalınlaşmalar, telenjiektazi ve hiper pigmente, bazal hücreli karsinom, nonmelanon gibi deri kanserleri gözde nükleer katarakt oluşumu ve immün sisteminde bozukluklar gibi deri üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Deride Güneşin Yaptığı Değişiklikler:        Cilt tonu derimizde bulunan ve melanin dediğimiz renkli pigmentlerin varlığından kaynaklanır. Melanin, melanosit hücreleri tarafından devamlı senteze uğrar. Güneş bu hücrelerin üretimlerini uyarır ve bronzlaşmaya neden olur. Melanin pigmenti deriye doğal güneş koruması sağlar ama her deri tipi bu pigmenti güneş ışınlarının zararlarını engelleyecek miktarda üretmeyebilir. Koyu tenli insanların açık tenlilere göre daha fazla melanini vardır.

Güneş ışınlarına karşı gelişen reaksiyonlara göre deri tipleri sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre deri tipleri 6’ya ayrılmıştır.

Tip 1: Çoğunlukla açık renkli, mavi gözlü kişilerdir. Kızıl saçlı olabilirler. Ancak daha koyu saçlı, mavi ve yeşil gözlü bazı kişilerde de tip 1 güneş reaksiyonları meydana gelebilir. Yaz ayında öğle zamanı 10-20 dakikalık sürelerde güneş yanığı ortaya çıkar. Her zaman kolay yanar, kesinlikle bronzlaşma olmaz.

Tip 2: Genellikle kolay yanar çok az bronzlaşır. Açık renkli, mavi gözlü kişilerdir. Kızıl saçlı olabilirler. Ancak daha koyu saçlı, mavi ve yeşil gözlü bazı kişilerde de tip 1 güneş reaksiyonları meydana gelebilir. Yaz ayında öğle zamanı 10-20 dakikalık sürelerde güneş yanığı ortaya çıkar.

Tip 3: Açık, pembemsi cilde sahip, mavi veya yeşil gözlü kişilerdir. Güneşlenirken kızarmalarına rağmen bronzlaşmayı başaramazlar. Az hassas ciltlerdir. Yanar, ancak zamanla bronzlaşabilirler. Bu tip ciltler ilk kez güneşe çıkarken 15-25 dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar.

Tip 4: Buğday tenli, koyu sarı veya kumral saçlı, mavi, yeşil veya kahverengi gözlere sahip kişilerdir. Çok az yanar kolay bronzlaşırlar. Genellikle güneş yanığına maruz kalmazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 20-30 dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar. Normal ciltlerdir.

Tip 5: Esmer ten, koyu kumral veya esmer saçlar,kahverengi gözlere sahip kişilerdir. Çabuk bronzlaşır ve güneş yanığı nedir bilmezler. Sorunsuz bir cilde sahiplerdir. Ancak güneşe ilk çıktıklarında 30-40 dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar.

Tip 6: Zencilerde bulunan cilt tipidir. Güneş yanığı oluşmaz. Ancak alerji görülebilir.

Fazla güneşlenme birçok deri hastalığına ve deri lezyonuna neden olur. Bunlar güneş yanıkları, güneşe karşı aşırı duyarlılık, deri yaşlanması, pigment lekeleri ve deri kanseridir.

Güneş yanığına UVA ve UVB dediğimiz ultraviyole ışınları neden olur. Güneş yanığının hemen ardından ciltte meydana gelen zedelenme sonucu ödenen bedel, uzun vadede ödenecek olan bedelin yanında önemsenmeyecek kadar küçüktür. Çünkü güneş yanığı ve aşırı bronzlaşma sonucu; ileride habis, melanoma, basal hücreli karsinoma ve sukuamoz hücreli karsinoma gibi çeşitli formlardaki cilt kanseri oluşabilir. Kırışıklık, benek oluşumu ve beyaz lekeler gibi bazı erken yaşlanma bulguları ortaya çıkabilir.

Güneş ışığı hayatın idamesi için hava ve su gibi gereklidir. Psikolojik durum üzerinde pozitif etkisi, vitamin D sentezi sağlayıcı etkisi ve deride melanin arttırıcı gibi olumlu etkilerinin yanı sıra cilt üzerinde olumsuz pek çok etkiye sahiptir. Bunlar;

v     Hiperpigmentasyon

v     Akut yanık inflamasyonu

v     Fotoyaşlanma

v     Fotokarsinogenez (DNA hasarları)

v     Fototoksik ve fotoallerjik deri hastalıkları

v     Deri immün sisteminin baskılanması

v     Katarakt oluşumu

GÜNEŞTEN KORUYUCU KULLANIMIMIZDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER:

Güneşin kısa ve uzun vadeli pek çok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Kısa vadeli etkiler arasında güneş yanıkları, bronzlaşma ve çillerın oluşması sayılabilir. Uzun vadeli etkiler arasında sayılabilecek kırışıklık ve lekeler gibi foto yaşlanma belirtileri, deri kanserine yol açar.

Güneşten koruma faktörü (SPF), UVB nin yol açtığı kızarıklığa karşı koruma miktarını, böylece güneş koruyucuların etkinliğini gösteren bir ölçü birimidir.

En az 15 koruma faktörlü ürünler tercih edilmelidir. Ancak SPF’nin sadece UVB ışınlarına karşı koruma için bir ölçü olduğu unutulmamalıdır. Kullanacağınız güneş koruyucusunun deri yaşlanmasında, güneş yanıklarında ve kanser oluşumunda etkili olan UVA ışınlarına karşı da koruyucu olabilmesi için geniş spektrumlu bir ürün tercih edin.

Güneş koruyucular kullanırken bunlara dikkat edin:

•Birçok faktör, güneş koruyucuların etkinliğini etkiler. Bunlardan biri de kullanılan miktardır. Yapılan çalışmalarda güneş koruyucu kullananların bu ürünleri gerekenden daha az miktarda uyguladıkları saptanmıştır. Ayrıca sırt, boynun iki yanı, şakaklar ve kulaklar sıklıkla güneş koruyucu sürmenin atlandığı bölgelerdir.

•Güneş koruyucular, az kullanıldıkları takdirde koruma oranları düşmektedir; deri yüzeyinin santimetrekareye 2 mg gelecek şekilde uygulanmalıdır.

•Güneş koruyucular, güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce sürülmeli dışarı çıkmadan hemen önce tekrarlanmalıdırlar. Bu uygulama, hem atlanan alan yüzeyini minimuma indirilmesini, hem de optimum güneş koruyucu miktarının kullanılmasını sağlar.

•Güneş koruyucular 2-3 saatte bir, özellikle yüzme, terleme ya da havlu ile kurulanma sonrası tekrarlanmalıdır.

• Hem UVA hem de UVB dalgalarına karşı geniş etkili koruyucu kremlerin olması çok önemlidir. Sadece UVB’yi bloke eden koruyucu kremler deride güneş yanığını engelledikleri için güneşte uzun süre kalınmasına olanak sağlayacak ve zararlı UVA ışınlarından da korumadıkları için faydadan çok zarar verecektir.

• Koruma faktörü en az 30 (SPF 30) olan bir ürün seçilmelidir.

• Cildi yağlı olanlar jel veya yağsız ve su bazlı ürünleri, cildi kuru olanlar krem bazlı ürünleri seçebilir. Vücut korumasında ise sprey ürünlerin kullanımı daha pratik olabilir. Suya dayanıklı ürünler, terleyince ve suda etkinliklerini daha uzun süre devam ettirebilir.

• Koruyucu kremin güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanması gerekir.

• Ürünün kutu üzerinde yazan faktör kadar koruyabilmesi için kalın tabaka olarak sürülmesi gerekir. Bu doz 2 mg/cm² olmalıdır. Çalışmalar genellikle bu miktarın dörtte biri kadar dozun kullanıldığını göstermektedir. Yüz, ense, kulak, kol ve bacakları korumak için gerekli koruyucu miktarı 2 çorba kaşığı kadar olmalıdır.

• Koruyucunun iki saatte bir tekrar sürülmesi gerekir.

• Güneşten koruyucu krem yüzme ve kurulanma sonrasında tekrar sürülmelidir.

• En önemlisi güneş koruyucular bize gereksiz bir güven vermemeli ve güneşte kalma süremizi arttırmamalıdır.

GÜNEŞTEN KORUYUCU SEÇİMİNDE  FAKTÖRÜN ÖNEMİ:

Hepimizin yazın daha ağırlıklı olarak kullandığı güneşten koruyucu seçimimizde; güneşten koruyucu ürünün SPF değeri önem taşır. SPF faktörünün yüksek olması daha yüksek güneş koruma anlamına tam anlamıyla gelmez. SPF faktörü minumum 30 ve üzeri olduğunda gerekli ve istenilen korumayı sağlayabilir. Daha düşük faktörlerde koruma oranı düşer. SPF 80 faktörlü bir koruyucu ile SPF 30 faktörlü bir koruyucu arasında koruma olarak çok düşük bir farklılık vardır. Bu farklılık sizin bulunduğunuz iklim, cilt tipi özellikleriniz, güneş hassasiyetiniz gibi etkileyici faktörler önemliyse daha çok önem taşır. Mesela; İç Anadolu bölgesinde yaşayan bir insanla Akdeniz Bölgesinde yaşayan bir insan arasında bu farlılık önem taşıyabilir. Akdeniz Bölgesinde yaşayan insanın daha yüksek faktörlü (minumum SPF 30) güneşten koruyucu kullanımını tercih etmesi daha önemlidir.

Seçilen güneşten koruyucunun SPF faktörü kadar, hangi ışına karşı ( U.V A-B-C ) koruduğu, fiziksel güneşten koruyucu ( çinko oksit v.b) içerip içermediği, doku hasarı onarıcı faktörler içerip içermediği gibi hususlarda oldukça önem taşır. Bu hususların hepsi bir sağlık danışmanı tarafından sizin için değerlendirildikten sonra uygun ürünün size verilmesi sizi bu seçimde daha doğruya götüren bir yaklaşım olacaktır.

Bu içeriği derleyen:
Avatar Resimi Uzman Eczacı